24 Aralık 2012 Pazartesi

  BOŞLUK 
    Her insanın hayatında, kim bilir belki baharında, belki kışında, kapısını çalan; az yada çok ama mutlaka ortaya çıkan bir boşluk olduğuna inanırım. Paldır küldür ortaya çıkan, bütün düzeni altüst eden ve 'ne zaman gider acaba' bakışımıza tepkisiz, bizi huzursuz etme yeteneği en üst safhada davetsiz bir misafirdir. Bir gün, iki gün, üç gün.. Davetsiz misafiriniz hiç istifini bozmadan yüzsüz yüzsüz yaşar sizinle. Her geçen gün daha da daralır size ayrılan alan, daha da büyür boşluğunuz, özgürlüğünüzün kısıtlandığını, nefesinizin daraldığını hissedersiniz ve sessizce çekip gideceği günü iple çekesiniz. Ama davetsiz misafiriniz sizin huzursuzluğuna inat; içinize güzelce yerleşmenin tadındadır ve umduğunuz sessiz sedasız gidişe olan umudunuzu yitirecek davranışların küstahlığıyla varlığınıza göz kırpar. Bir süre onu görmezden gelmeyi denersiniz, her zamankinden daha fazla kaptırırsınız kendinizi günlük telaşlarınıza, oyalanacak şeylerin listesini uzatırsınız. Biraz korkak, yoklarsınız boşluğunuzu.. Ve korkunuzu haklı çıkarır misafiriniz, sinsice gülümser yerinden memnun.. Bu kez zor zamanlarınızın kurtarıcısı uyku gelir aklınıza. Daha sık uyursunuz, daha az yaşarsınız; daha az karşılaşmak için boşluğunuzla. Ama bu da yetmez çünkü hala var olduğunu bilmek sizi oldukça rahatsız eder..

   Bir süre sonra içinizin bir parçası kıvamına gelen boşluğunuz hayatınızın yenilmeyi bekleyen en büyük düşmanı olmuştur. Savaşın bayrağı tarafınızca çekilir bu sefer. Tek seçeneğiniz vardır, o da galibiyet. İçinize yenilmek ağır gelir çünkü.. Düşünmeye başlarsınız, ardı arkası kesilmeyen sorular canlanır kafanızda.. Nasıl oluştu bu boşluk, ne zamandı ilk farkedişim, neden hala ilerleyebiliyor? Ama uyandığınızda hatırlamaya çalıştığınız bir rüya gibi her şeyin flu olduğu resmi tamamlayamaz, sorularınıza bir cevap bulamazsınız. Ve bitmemiştir de sorular, ve en ağır olanı cevabı en zor olanı gelir aklınıza.. "Nasıl dolacak bu boşluk? Nasıl?"
   
   İşte bu noktadan sonra her insanın ayrı savaş politikası uyguladığına inanıyorum. Bazıları kendini an'ı yaşamaya adamış dünleri, yarınları silip bugünlerle doldurmuş boşluğunu. Bazıları da bir insana adamış kendini, gözünü sevmeye karartıp o insandaki aşkla doldurmuş içindeki koca boşluğu. Bense elini semaya kavuşturup dua ederek dolduruyorum bu boşluğu. İlk iki seçenek yetmiyor çünkü bana. Ancak dua ettiğimde hissedebiliyorum çünkü kalbime dokunulduğunu, o zaman fark edebiliyorum sessiz çığlıklarımı bir duyan olduğunu, öğrenebiliyorum en büyük yokluğumun ne olduğunu ve anlayabiliyorum en büyük Varlık'ın kıymetini. Dahası kalbime yerleşmiş huzurun aldığım nefesle bile bünyeme yansıdığını, yüzümü tekrar güldürdüğünü görüyorum. Ve beni savaş galibi yapan cümleyi tekrarlıyorum sonsuz bir huzurla "Hasbinallahi Ve Nimel Vekil.." ("Allah bize yeter, o ne güzel vekildir" ) .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder